16 Nisan 2010 Cuma

Kelimeleri yedim





Tam diyorum ki simdi sözcüklerimi toparladim, biri geliyor birsey söylüyor ve ben yeniden dagiliyorum.
Sonra yine ve yine...
Anladim ki benim sözcüklerim toplanmiyor daginik kalmali, biri orada biri burada...

Okudugum kitaplari cantamda tasiyorum ha bugün ha yarin yazarim diye, erteliyorum.

Sonra kelimeler biriktiriyorum icimde, cümleler kuruyorum birilerine söylerim diye, nutkum tutuluyor yada unutuyorum.
Insan hep ayni seyleri mi düsünür?
Evet düsünürmüs, cogunlukla kendi kendime "zaman ne cabuk geciyor" diyorum, bunu söyledikten bi süre sonra kendimi 50 yasindaki teyzeler gibi hissediyorum.

En zoru ise anlatacak cok seyin varken hic birini söyleyememek. Susmak.
Sonra...unuttum!

12 Nisan 2010 Pazartesi

11 Nisan 2010 Pazar

Sec bi kelime senin olsun

Bu kadar kelime arasinda otur sen bunu dinle.

Ellinde cikolata tutan adaminda kalbi varmidir ki?

Lâ tahzen...
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir.
Kalpsizler üzül(e)mezler ki.
Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun.
Dokunan var demek ki kalbine.
Ya dokunulmasaydı kalbine.
Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi.
Demek ki gözden çıkarılmadın.
Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Elif Safak

Bir birini tamamlamayan bir kac parca



"Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir.
Ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir."

Nazan Bekiroglu