27 Ekim 2010 Çarşamba

Yapragin üzerindeki yagmur damlalarini kim gördü..


Bizi yalnız sevgi alt edebilir
şimdi mesela yani Peygamber
yağmurun altında kim bilir ne güzeldir
Peygamber yağmurda ıslanırken ne güzeldir
Peygamber ıslanırken yağmur ne güzeldir...
Alper Gencer

22 Ekim 2010 Cuma

Yesil`le sari arasinda kalanlar

*FARABI: Kişiyi erdemli kılan Tanrı’dır.
*Friedrich HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir.
*SPINOZA: Erdem akla uygun davranmaktır.
*VOLTAIRE: Erdem, benzerine iyilik etmektir.
*HUTCHESON: Erdem bir eğilimdir, iç güdüdür.
*ARISTIPPOS: Erdem, haz almada ölçülü olmaktır.
*ORIGENES: Erdem, Tanrı karşısında ölçülü olmaktır.
*Joseph BUTLER: Kişinin kendi kendinin yargılamasıdır.
*GEULINCX: Erdem, Tanrı’nın düzenine boyun eğmektir.

SOKRATES:

Tek kesinlik, erdem bilgisindedir. Erdem öğrenilir. Kişiler bilmedikleri için kötüdürler. Erdem birdir, bölünmez, ayrılmaz. Erdem insanın kendini bilmesi, tanımasıdır.

21 Ekim 2010 Perşembe

Altini cizdiklerimizi yüksek sesle söylüyoruz

Hiçbir dilde söylenmemiş, Hiçbir dilde yazılmamış, Sözler ve şarkılar içindeyim...
Edip Cansever
Benim trajedim şu birkaç satırda: Sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok.
Cemil Meric

Katil olmakla, kurban olmak arasında seçim yapmamız gerektiğinde, Biz kurban olmayı seçeceğiz!..

Aliya IzzetbegovicYılların bana öğrettiği şeylerden biri de bu oldu; mutluluğu yakalamışsan, sorgulama...

Charles Bukowski

Vesaire

Tanrım!Ben var ya ben!
Büyük adam olmalıydım!
Şehirler yakılmalıydı adıma!...
Trenler soyulmalıydı!
Tanrım!
Ah...
Vesaire olmamalıydım...

Ibrahim Tenekeci

14 Ekim 2010 Perşembe

O ve ben cocuktuk

Biz onunla birlikte büyüdük, ayni sokakta oynamadik.
O benim sacimi cekmedi, bende onun arabalarinin tekerleklerini cikarmadim.
Ama bunlari yasamislik hissi var icimde öylesi bir yakinlik.
O beni üzerse aglarim, cocukken tabi.
Artik büyüdügümüzün farkina vardik,
dogum günümde “Kazik kadar oldun kizim.” dedi.
Galiba ondan baska kimse böyle birsey söylemezdi.
Zaten o sadece böyledir, sadece o söyler.
Iki gün önce konustuk hal hatir sorduk, iyimis kendisi sevindim.
Hayatlarimizdaki bunca degisiklige sasirdik halbuki olagan seylerdi sadece biz hep kendimizi kücük saniyorduk, oynamadigimiz sokaktaki iki kücük cocuk gibi.
Ona kiziyorum ya arada bir, haksiz yere.
Kizmamaliyim susmaliyim cünkü o benim bilmedigim kadar vefali.
“Zor durumdayim“ dedigimde, hemen yanima geleceklerden biri.
Aciklama beklemez o, gelir, bakar ve gider.
Sarar yaralarini.
Sever seni sorgusuz sualsiz.
Sen ise baka kalirsin ardindan.
Dua edersin mutlu ve huzurlu olsun diye.
Zaten hep neselidir o.
O.
O beni konusmasamda dinler, anlar halimden.
O iste böyle bir arkadastir.
Sadece söylemek istedim ama o bilmesin.

Bes Sarki





Bırak, suskunluğum senin şarkın olsun!..
Georg Trakl

12 Ekim 2010 Salı

Agac.Kök.Tuba

Belki de önemli olan varilacak yer degil,
hatta güzergah degil,
sadece gitme fikrinin kendisidir.
Daimi göcebelik.
Bir öte diyar arzusu.
Kimileri cennetteki Tuba agaci misali.
Kökleri var var olmasina da,
topraga bagli degil,
havada,
yukarida.
Kimilerinin kökleri göcebe.
ben agaclardan en cok Tuba agacina yakin hissettim hep kendimi.

Elif Safak

Efkar carpar

carpti.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Hepinizin

Elimdeki gülü kaldırıp mezarlıkta
Sağlığınıza dedim, hepinizin sağlığına...

Ibrahim Tenekeci

10 Ekim 2010 Pazar

Fikra

karım anlamıyorbeni.
direksiyonda karşı yönden gelen biri ile...
gözgöze geldiğimde başımla selamlar veya el sallarım bazen.
içimden gelir.
"gerçekten tuhafsın,"der karım.
süpermarketteki kasiyere
bir şeyler anlatmaya veya
gülerek, el haraketleri yaparakdışarı çıkınca
karım,"o adam anlattıklarından
tek kelime bileanlamadı!" der.
veya bir fıkra anlatırımkarıma.
fıkra bittiğinde, "ne zırvalıyorsunsen?" diye sorar.
"bu bir fıkraydı."
"fıkra mı? bu dünyada
bunun bir fıkra olduğunu
anlayabilecek tek kişiyoktur!"sonra başını geiye atıp
kahkaha ile güler bana.
postane ve kafe gibi
umumi yerlerde
başkalarına küçük el ve
baş işaretleri ile
servisin yavaşveya imkansız,veya dünyanın
nefret dolu olduğunu veya o tür bir şeyima etmeye çalışırım.
"ne yapıyorsun?" diye sorar karım,
"kes şunu! hiçbir yere götüremiyorum seni!
"umarım size bir erkeği anlayacak son insanın
karısı olduğunu söylediğimdesiz ne demek istediğimi
anlıyorsunuzdur, bir aynaya bakıyordur sanki kadın,
ancak öylesine yakındır ki aynaya(burun aynaya yapışmış)
hiçbir şey göremez.
ve bu bir fıkra değil.

Charles Bukowski

Kuru turuncu

Her birimiz sevilmek istiyoruz!
“Sen” diyoruz sev beni.
Sevmezsede basimizi yastiga gömüp, bir kac göz yasi döküp hayat devam ediyor diyoruz.
Yinede sevilmek istiyoruz.
Her yeni gün dünden daha farkli sevilmek istiyoruz.
Sevmenin haritasini ciziyoruz beynimizde.
“söyle söyle sev beni, sevmezsen gidebilirsin” diyoruz acimasizca.
Agliyoruz ve gün yeniden doguyor.
Ve biz sevilme arzusundan hic usanmiyoruz.
Soruyormuyuz ki kendimize “ben nasil seviyorum?” diye.
Sormuyorsak nasil olurda her yeni gün farkli sevilme arzusuna kapiliriz?
Diyecegim su sevgili insan, onu bunu birakip icimizden geldigi gibi sevsek ve ´seni seviyorum´ demesek en uygunsuz zamanlarda.
Sahi ´seni seviyorum´ demenin zamani mi vardir hemde uygun bir zamani…
Bilmiyorum dogrusu.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Yapraklar ve ihlamurlar

“Rabbim sen olmasan Kimin aklına gelirim ben"
Ibrahim Tenekeci

Bir suskunluk hikayesi

"Sen duyduklarına inanıyorsun.
Söylenmeyene inan!Çünkü insanın sessizliği,
sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe."
Halil Cibran

Küllerinden Dogan Anka Kusu

Şöyle yazılmıştı aşk üzerine: "Yangın halinde yasak çıkış kapısı"
Gökyüzüne de şunlar yazılmıştı: "Yanılıyorsunuz buradan gidilmez"
Ve geceye de şunlar yazılmıştı: "Gecenin üzerine hiçbir şey yazılmamıştı."
Aragon

Kestane.Puantiye.Sonbahar


Eger bu sonbahar´da bi avuc dolusu kestanen ve pembe puantiyeli cizmelerin varsa mutlu olmamak gibi bir nedenin yok.

7 Ekim 2010 Perşembe

Yapraklari say...

Ah efendim, sorar durur can
Nasıl bir sondur bu,
Kaçtıkça yakınlaşan
Kaçtıkça yakınlaşan
...
..
.
Ibrahim Tenekeci

5 Ekim 2010 Salı

Mektup

Sevgili Ekim,
yapraklar birer birer sarariyor biliyormusun.
Ilk bahari nasil seviyorsam son baharida öyle seviyorum.
Bilmiyorsun degil mi?
Kainat mükemmel yaratilmis.
Kendime bakiyorum kainata uygun yasiyormuyum diye…
Cevabini bulamiyorum dogrusu.
Üzerime giydigim mavi hirkayla alakasi yok, turuncu salimlada.
Yüregime bakiyorum, ruhuma bakiyorum, sectigim kelimelere, kurdugum cümlelere, sesimin tonuna…
Ayak uyduramiyorum cünkü kainat essiz bir nizam icinde, kendi icimde bulamiyorum o nizami düzeni.

Sonra yine kendime bakiyorum…
Dört yil önce okudgum bir kitap bu aksam elimde.
O zamanlar hissedemedigim sözlerde simdilerde ise gözlerim yasariyor, galiba yaslaniyorum ne dersin?
Sorguladiklarima yetisemiyorum bile.

Ah ekim, yapraklar sarariyor günes eskisi gibi sicak degil, ürpertiyor.
Yüregimde arada bir özlem.
Etrafta cok ses.
Rüzgarla yapraklarin sohbetnii dinliyorum, ne güzel
Özlemisler birbirlerini cok belli.
Kim kimi cok özlemis bilmiyorum.
Özlemde sorgulanir mi canim !

Ekim, biliyorum birseyler istemiyorsun ama dualarima ve sükürlerime iyi bak, olur mu ?
Rabbimden bana, benden sana.
Sende dagit her bir yapraga.
Gerci sende sükretmeyi unutmayanlardansin, biliyorum.

Ah ekim, seni bu kadar sevdigimi bilmezdim.
Sarildim sana…
Nergis

3 Ekim 2010 Pazar

Bulut

Gülayin bir sarkisi caldi bu gece radyo´da.
Halbuki ben gülayi unutmustum.
Güzeldir gülay sarkilari.
Gülay bu mevsimde en güzel dinlenir, anlasilir, hissedilir.
Efkar basar bana.
Zaten ekimde gelmistir.

Gülay diyor ki: "Bir gün bir çılgınlık edip,
seni sevdiğimi soylesem,
alay edip güler misin,
yoksa sende sever misin?"


Gülay söyledi....

Yapragin ömrü..

Hayatın az ise, hayat-ı bâkiyeyi düşün.
Ömrün kısa ise; ebedî bir ömrün var, merak etme.
Risale-i Nur